Teknoloji Yatırımlarının Merkezinde Test Edilebilirlik Ve İnsan Faktörü Yer Almalı

Rekabet avantajı artık sadece iyi bir ürün ya da hizmet sunmaktan geçmiyor. Müşterinin bugünkü ihtiyacını anlamak kadar, yarın karşılaşacağı problemi bugünden öngörebilmek de artık çok kritik. Doğru dijitalleşen şirketler bu noktada rakiplerinden bir adım öne geçiyor. Bu şirketler daha hızlı kararlar alıyor, daha şeffaf çalışıyor ve müşterileriyle güvene dayalı bir ilişki kurabiliyorlar. TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dijitalleşme, bizim için işleri hızlandıran ve maliyetleri düşüren bir araç değil. Yaptığımız her projenin odağında insan faktörü var. Dijitalleşmenin ve teknolojinin odağına insan faktörünü koyan kurumların sürdürülebilir değerler yaratabileceğine inanıyoruz.” diyor.

Dijital dönüşüm son dönemde en çok konuşulan konuların başında geliyor. Dijital dönüşümü doğru bir şekilde ele alan şirketler, sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm arayan yapılardan çıkıp, sorunu daha oluşmadan fark ediyor ve önlem alan yapılara dönüşüyor. Bu noktada ise veriyi doğru yorumlamak, süreçleri doğru tasarlamak, kaliteyi işin sonuna değil başına koymak gerekiyor. Doğru bir dijitalleşme stratejisi oluşturan kurumlar; yalnızca ürün ya da hizmet sunmanın ötesinde; o ürün veya hizmetin tüm yaşam döngüsü boyunca müşteriye güven veren bir deneyim tasarlıyor.

Teknoloji sihirli bir çözüm değil

Dijital dönüşümün bir teknoloji satın alma projesi olmadığının belirten TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dijital dönüşüm konusundaki yaklaşımların yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Dönüşüm teknolojiyle başlayan bir olgu değil. Dijitalleşmeye öncelikle ihtiyaçların analiz edilmesiyle başlanmalı. Doğru bir kültürel altyapıyla bu alandaki sorunlar analitik bir şekilde çözülebilir. Her zaman karşımızdakini dinlemenin önemine inanıyoruz. Sorunların gerçek çözümü, tüm ekibi işin içine dahil ederek ortak bir akıl benimsenmesinden geçiyor. Tecrübelerimiz bizlere tüm yaklaşımın kapsayıcı bir nitelikte oluşturulmadığında teknoloji yatırımlarının uzun vadede fayda değil, genellikle verimsizlik ürettiğini gösteriyor. Her zaman altını çizdiğimiz gibi teknoloji yatırımının merkezinde; kalite, test edilebilirlik, sürdürülebilirlik ve insan faktörü olmalı.” diyor.

Otomasyonla daha yüksek değerler üretmek mümkün

Otomasyonun sağladığı zaman ve maliyet tasarrufuna odaklanılmaması gerektiğini vurgulayan Sarıalioğlu, “Otomasyon bizler için oldukça değerli bir konu. Fakat bizler alışılmış yaklaşımın dışına çıkarak otomasyona zaman ve maliyet tasarrufu sağlayan bir olgu olarak bakmıyoruz. Bizler için otomasyonun asıl işlevi; insanların enerjisini tekrar eden işlerden alıp onları daha nitelikli alanlara yönlendirmesi. Ekiplerin yaratıcılığını ve stratejik düşünme kabiliyetini artırabilmesi için rutin işleri yapacak bir otomasyon felsefesi benimsenmeli. Bu yaklaşımla birlikte odağımızdaki insan aklını daha verimli kullanarak, daha yüksek değerler yaratmak mümkün. Bizler de tüm iş süreçlerimizde bu strateji paralelinde hareket ediyor, kalıcı değerler yaratmaya odaklanıyoruz.” dedi.

Türk şirketleri yeni yaklaşımları deneme konusunda oldukça cesur

Türkiye’deki şirketlerin dijital dönüşüm konusunda güçlü bir adaptasyon kabiliyeti olduğuna dikkat çeken Barış Sarıalioğlu, “Ülkemiz genç ve öğrenmeye istekli bir yetenek havuzuna sahip. Bu konuda oldukça şanslıyız. Yeni teknolojileri benimsemeye hazır nitelikli gençlere sahibiniz. Türk şirketlerinin de yeni araçları ve yaklaşımları deneme konusunda oldukça cesur olduğunu gözlemliyoruz. Bu sinerjiyi uzun vadeli bir stratejiye dönüştüren şirketler kalıcı bir inovasyon kültürüne ve sürdürülebilir kalite anlayışına sahip olabilir. Önemli olan yeni teknolojilerin denenmesi değil, bu teknolojileri kurum kültürüne entegre ederek bir dönüşüm yaklaşımına ulaşılması. Türk şirketlerinin sahip olduğu nitelikli yetenek havuzunu değerlendirerek küresel şirketlerle rekabet edecek bir hacme ulaşabileceğini düşünüyoruz. Yapay zeka, otomasyon, veri analitiği gibi konuları önümüzdeki dönemde daha çok duymaya devam edeceğiz fakat en önemli nokta bu teknolojileri hangi amaçla kullandığımız olacak. Doğru teknolojilere yatırım yapan kurumların kendilerini geleceğe taşıyacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

Kalite bakış açısı insanla, kültürle ve doğru mühendislik disipliniyle başlar

Dijital dönüşüm süreçlerinde yazılım testinin geleceği hakkında da açıklamalarda bulunan Sarıalioğlu, “Dünya, yazılım testi konusunda farklı bir yöne evrilmeyi sürdürüyor. Bugüne dek yazılım testi projenin sonunda yapılan bir kontrol işi olarak görülüyordu. Artık test ve kalite mühendisliği işin merkezinde yer alıyor. Bu gelişme bizleri en çok heyecanlandıran konuların başında yer alıyor. Teknolojinin evrildiği bu süreç kuşkusuz yaptığımız işin önemini bir kez daha ortaya koymuş durumda. Gelecekte yapay zeka ve makine öğrenimiyle birlikte hataları daha kod yazılırken tahmin eden, test senaryolarını otomatik üreten, hatta bazı durumlarda kendini iyileştirebilen sistemleri daha fazla göreceğiz. Bu teknik gelişmeler, insan merkezli stratejilere entegre edilmeli. Bizler teknolojiye; insan, kültür ve doğru mühendislik çerçevesinde yaklaşıyoruz. Bu felsefemizle heyecanımızı bir an olsun kaybetmeden dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması için çalışmayı sürdüreceğiz.” açıklamasını yaptı.

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Author: Tolga Çelik