24 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan bu makalede, Melisa Vardal’ın kaleme aldığı “Gülistan, Gül Bahçesi Yani” adlı tek kişilik oyun, hayatın küçük ama etkili karşılaşmalarını ele alıyor. Sibel Ulutaş’ın başrolünü üstlendiği ve Evren Duyal’ın yönetmenliğini yaptığı bu oyun, bir sokak çiçekçisinin hikâyesi üzerinden sınıf, emek, kadınlık ve varoluş temalarını derinlemesine işliyor.
Oyun, izleyiciyi başından itibaren Gülistan’ın çiçek tezgâhına davet ediyor. Burada yalnızca çiçekler değil, aynı zamanda Gülistan’ın geçmişi, içsel çatışmaları ve değişim arzusu da açığa çıkıyor. Tiyatro eseri, emek sömürüsü, güvencesizlik ve geçim mücadelesi gibi güncel sorunları gündelik yaşamın içinde, abartıya kaçmadan ele alıyor. Gülistan’ı bu tezgâha getiren ise yan tezgâhtaki arkadaşı Kiraz’ın “Bu işte patron yok!” sözü oluyor.
Gülistan’ın hikâyesindeki asıl dönüşüm, yan dükkândaki eski bir öğretmen olan kitapçıyla kurduğu dostlukla başlıyor. Bu sohbetler, Gülistan’ın merakını uyandırıyor ve “O zaman sen benim hocam ol, bana kitap verirsin” diyerek yeni bir yolculuğa çıkmasını sağlıyor. Elindeki kitaplar arasında yer alan “Yabancı” ve “Suç ve Ceza”, karakterin içsel sorgulamalarını tetikliyor. “Ben Raskolnikov mu oldum?” sorusu, edebiyatın onun hayatındaki etkisini derinleştiriyor.
Gülistan, okudukça çocukluğu, annesi ve içsel yükleriyle yüzleşmeye başlıyor. Bu içsel çatışmalar, sahne tasarımındaki görselliğe de yansıyor. Özellikle anne-kız ilişkisini ele alan sahnelerdeki ışık ve gölge oyunları, anlatıyı daha da güçlendiriyor. Çocukluk anıları ve aile içindeki gerilimler, gerçek ile hatırlanan arasında gidip gelen bir düşe dönüşüyor.
Sibel Ulutaş, tek kişilik oyunda beden dili, jestleri ve dinamik geçişleriyle pek çok karakteri etkileyici bir şekilde canlandırıyor. Boynundaki yazmayı bir başka karakterin kimliğine bürünmek için kullanarak, izleyiciye farklı duygular sunuyor.
Oyun, finalinde Gülistan’ın dile getirdiği ve “Suç ve Ceza”nın son satırlarına uzanan cümlelerle umut dolu bir başlangıca işaret ediyor: “Bu ancak yeni bir eserin konusu olabilir. Bizim şimdiki hikâyemiz burada bitiyor.” İzleyicilere geride bıraktığı soruyla, insanların gerçekten başka bir hayata geçip geçemeyeceği üzerine düşündürüyor. “Gülistan, Gül Bahçesi Yani”, işçi bir kadının hikâyesi üzerinden değişimin, bazen bir kitabın ilk sayfasının açılmasıyla başlayabileceğini gösteriyor.